Agustos ayı içerisinde faaliyete geçecek olan sadece bayanlara özel alısveriş ve yasam kulübü besincicadde.com 'un basın bülteninin sizinle paylaşmak istiyorum.
Yalnız benim kısacık özetlemem gerekirse;
*Markalar da % 70 'e varan indirim,
*Bayanlara özel kuaför hizmetleri,güzellik ve kişisel bakım... v.s gibi hizmetlerde yine indirimler,
*ve YALNIZCA bayanların üye olabildiği ve erkeklerin giremediği :) beşinci caddeye şimdiden e-mail adreslerini bırakıp üyelik kaydını yaptıranlara açılışta 5 TL hediye çeki fırsatı var.
Bu ayrıcalığı kaçırmayın..
Ayrıntılı bilgi için alt kısımda ki bülteni okuyabilirsiniz..
Bayanlara Özel Alısverış ve Yaşam Kulubü Açılıyor: Besincicadde.com
Besincicadde.com sadece bayanlara acık olan bir kapalı devre alışveriş kulubüdür.Bayanlara, hem en özel en lüx markaları sınırlı sürede ve sınırlı sayıda %70'e varan indirimlerle sunarken hem de en özel ve lüx hizmetleri büyük indirimlerin yer alacağı kampanyalarla bayan üyelerine ulastıracaktır.
Sadece davet ve referans yolu ile besincicadde.com’a üye olunabilir. Besincicadde kadınlara sadece alışveriş değil yaşam tarzı da sunan ayrıcalıklı bir kulüptür.Besincicadde.com'un sunacağı hizmetler arasında lüks mekanlarda yeme-içme,gece kulüpleri,sinema ve konser biletleri,güzellik merkezleri,spor ve fitness salonları,özel araç kiralama, yat tekne sefaları,havuzlu eğlence ve dinlenme hizmetleri gibi bir çok hizmeti üyesi olan özel bayanlarla buluşturacaktır.
Besincicadde.com diğer özel alısveriş sitelerinden farklı olarak üyelerinin özel olduğunu onlara en özel marka ve hizmetleri sunduğunu sadece online olarak internet sitesinde değil açılışta acıklayacağı bir süpriz sistemle offline tarafta,hayatın her an içinde de üyesi olan bayanlara özel olduklarını hissettirecektir.
Besincicadde.com Ağustos ayı icerisinde test yayınlarına başlayacaktır.Ağustos ayına dek www.besincicadde.com adresinden bayanlar e-mail adreslerini bırakarak hem acılış davetiyesi alırlar hem de extra 5 TL hediye çekiyle bu özel ve ayrıcalıklı bayan kulubünün üyesi olmuş olurlar.Ağustos ayına dek besincicadde.com’la ilgili her türlü gelişmeyi ve moda trendlerini takip etmek içinse http://www.besincicadde.com/blog/ adresini takip edebilirler.
29.7.10
12.7.10
Selam Olsun Herkese ve Çekiliş :)
Uzak yollardan geldim blogum bi dinleneyim bak neler anlatıcam sana...

Arkadaşlar merhaba, nerelerdeydim çoktandır, merak eden 3-5 kişinin merakını gidereyim sizlere selam edeyim diye uğradım bloguma. Yoksa uğrayacağımda yoktu çünkü tembelliğin dibine vurdum ayda 2 bilemedin 4 kere anca blogumu günceller oldum sebebi ise malum tatil modu..
Nereye mi gittim?
Şöyle bir Ayvalık- Sarımsaklı plajlarında fink atıp, kah yatarak kah denize dalarak, oturduğum anlarda ise ayvalık tostuna gömülerek, ayvalığın etraftaki adaların eşsiz eşsiz güzellikteki koylarında (Çıplak ada, Şeytan tepesi, Cunda adası v.s..) sualtı dalışı yaparak (:p desemde inanmayın) çoğunlukla balık ve kuma kaykılarak :) ve en çok da güneş'e iliklerime kadar doyarak geldim canlarım cananlarım...
Gelmişken de;
dobiş göbeğimi saklayan öpücüklü tshirt ve en sevdiğim ayakkabılarımla :) size poz vereyim dedim ama üst kısmın fotosu yarın :P dermişim:) Bundan kime ne değil mi? Ne yapmışım ne etmişim de nerdeymişim? peh peh çok lazımdı derim kimi zaman sevmediğim bi bloga denk gelirsem valla ne deseniz haklısınız sevmiyorsanız çıkıverin anacım.
Zaten elimde orda olduğuma dair 2, bilemedin 3 şekilsiz şemalsiz manzara fotosundan başkada fotom yok size ordan burdan bulduğum fotoları ekliyorum artık :) ordan azcık bilgi sahibi olabilirsiniz ama kısaca anlatmam gerekirse ki bu 1 haftayı nasıl anlatsam bilmiyorum şahane bir yer Ayvalık-Sarımsaklı.
Capcanlı eğlenceli ve ılık havasıyla insanı kendine aşık eden ve birdaha birdaha kendine çağıran biryer yalnızca bir parça bakıma ihtiyacı var okadar ama deniz kum güneş 3'lüsünden detaylara takılmaya fırsatınız kalmaz emin olun gittiğinize pişman olmazsınız...
Kısacası arkadaşlar ben gittim gördüm bol bol yedim, yattım, yüzdüm :D tembelliğin dibine vurdum ve en önemlisi son gün yaptığımız tekne turuyla (cömert kaptan) gülmekten yarılmak deyimini bizzat yaşadım ve sonunda mutlaka ama mutlaka birkez daha gitmeye karar vererek döndük...
Tatil mevzusu budur arkadaşlar anlat anlat bitmez bilirsiniz, başka konuya geçelim.
Fulyamda çok güzel bir çekiliş var http://fulyabozkurt.blogspot.com/2010/06/fulya-bozkurt-2-kisiye-saat-hediye.html ben katıldım siz de bu şahane ürünlerin olduğu fırsatı kaçırmayın derim.
Katılan herkesin şansı bol olsun yada benim şansım bol olsun yada şöyle diyelim iyi olan kazansın :D
Bu satıralara kadar beni okuyan herkese cipcivelek bir hafta dilerim efenim, sevgiyle kalın :)

Arkadaşlar merhaba, nerelerdeydim çoktandır, merak eden 3-5 kişinin merakını gidereyim sizlere selam edeyim diye uğradım bloguma. Yoksa uğrayacağımda yoktu çünkü tembelliğin dibine vurdum ayda 2 bilemedin 4 kere anca blogumu günceller oldum sebebi ise malum tatil modu..
Nereye mi gittim?
Şöyle bir Ayvalık- Sarımsaklı plajlarında fink atıp, kah yatarak kah denize dalarak, oturduğum anlarda ise ayvalık tostuna gömülerek, ayvalığın etraftaki adaların eşsiz eşsiz güzellikteki koylarında (Çıplak ada, Şeytan tepesi, Cunda adası v.s..) sualtı dalışı yaparak (:p desemde inanmayın) çoğunlukla balık ve kuma kaykılarak :) ve en çok da güneş'e iliklerime kadar doyarak geldim canlarım cananlarım...
Gelmişken de;
dobiş göbeğimi saklayan öpücüklü tshirt ve en sevdiğim ayakkabılarımla :) size poz vereyim dedim ama üst kısmın fotosu yarın :P dermişim:) Bundan kime ne değil mi? Ne yapmışım ne etmişim de nerdeymişim? peh peh çok lazımdı derim kimi zaman sevmediğim bi bloga denk gelirsem valla ne deseniz haklısınız sevmiyorsanız çıkıverin anacım.
Zaten elimde orda olduğuma dair 2, bilemedin 3 şekilsiz şemalsiz manzara fotosundan başkada fotom yok size ordan burdan bulduğum fotoları ekliyorum artık :) ordan azcık bilgi sahibi olabilirsiniz ama kısaca anlatmam gerekirse ki bu 1 haftayı nasıl anlatsam bilmiyorum şahane bir yer Ayvalık-Sarımsaklı.
Capcanlı eğlenceli ve ılık havasıyla insanı kendine aşık eden ve birdaha birdaha kendine çağıran biryer yalnızca bir parça bakıma ihtiyacı var okadar ama deniz kum güneş 3'lüsünden detaylara takılmaya fırsatınız kalmaz emin olun gittiğinize pişman olmazsınız...
Kısacası arkadaşlar ben gittim gördüm bol bol yedim, yattım, yüzdüm :D tembelliğin dibine vurdum ve en önemlisi son gün yaptığımız tekne turuyla (cömert kaptan) gülmekten yarılmak deyimini bizzat yaşadım ve sonunda mutlaka ama mutlaka birkez daha gitmeye karar vererek döndük...
Tatil mevzusu budur arkadaşlar anlat anlat bitmez bilirsiniz, başka konuya geçelim.
Fulyamda çok güzel bir çekiliş var http://fulyabozkurt.blogspot.com/2010/06/fulya-bozkurt-2-kisiye-saat-hediye.html ben katıldım siz de bu şahane ürünlerin olduğu fırsatı kaçırmayın derim.
Katılan herkesin şansı bol olsun yada benim şansım bol olsun yada şöyle diyelim iyi olan kazansın :D
Bu satıralara kadar beni okuyan herkese cipcivelek bir hafta dilerim efenim, sevgiyle kalın :)
28.6.10
2010 İsmek Ahşap Boyama Branşı
25.6.10
İsmek 2010 Rölyef Branşı
Öyle çok çalışmalar vardı ki ben sadece eski İstanbul çalışmalarına yer vermek istedim..
İyi seyirler..
21.6.10
2010 Feshane İsmek Sergisi İğne Oyası Branşı
Her sene düzelenen geleneksel elsanatları İsmek sergisine bu yıl ancak son günlerinde gidebildim.
Niyetim gizli merakım kurdele nakışlarını görebilmek, birkaç güzel kare yakalamak, şahane tekniklerin olduğun kitaplardan edinmekti.
Oysa bu sene sergi öyle, öyle, öyle minik ve gösterişsizdi ki geçen yıl hayranlıkla geze geze, izleye izleye bitiremediğim, şarjımın azizliğine uğrayıp fotoğraflayamadığım, fotoğrafladıklarımı ise bilgisyarımın azizliğinden sizlere gösteremediğim kurdele nakışları bölümüne ayrılan sergi alanı tüm branşlar gibi çok ufaktı ve ürünler çok azdı.
Benim için tam birhayal kırıklığı oldu...
Neyse yakaladığım birkaç güzel kareyi paylaşmama mani değil elbetteki bu durum.
Bu sebeple 1-2 gün ismek sergisinden alıntılar olacak blogumda. İlk olarakta, geçen yıl ziyaretçilerimin en fazla talep gösterdiği iğne oyaları...

Ürünlerin çoğu satıştaydı mesela, bu üstteki tablonun fiyatı 500 lira.
Açıkçası böyle minicik bir iğneyle resmen kuyu kazılarak yapılan bu emeğe değer derim, o eller o gözler nasıl ilmek ilmek dokumuş takdir ettim. Hoşuma gitmeyen tek teş altın sarısından hiç hoşlanmadığım için çerçeve kısmı.
Aslında bizler ürünlerimizi sergilemeyi bilmiyoruz gibi geliyor bana mesela, bu nakış çok daha modern bir tabloya uygulansaydı günümüze daha uygun olmaz mıydı?
Veya tabloyu geçelim hani görüyoruz ya zaman zaman (beyaz'a boyanmış) dal parçalarından yapılmış çerçeveler, bu tabloya çok daha hoş olmaz mıydı? yada, iğne oyasının yiten değerini (ayy kim yapıcak bunu iğneyle bunu yapmaya ömür ister, hem artık oyamı kaldı! şekerim diyenlere inat) bir adım daha günümüze uyarlayarak sergilenemiz miydi?




Mesela şu üstteki örtü çok hoştu fiyat olarak 300 yada 200 gibi birşey hatırlıyorum ve yine altın varaklı çerçevesi ile şu tablo..

Ve bir de bu alttaki şeker, fiyat (200) lira.


Tüm kursiyerlerin gözlerine ellerine sağlık ve umarım ürünleriniz değerini bilenler tarafından satınalınmıştır...
NOT: Resimlere tıkladığınızda flickr hesabıma yönlendirileceksiniz, orda all-size yazan kısma tılayıp büyük boylarını inceleyebilirsiniz.
14.6.10
İnci Peçetelikler
Geçen haftalarda domainimin 1 yıllık süresi dolmuştu yenilemeyedik sebepse; ne kullandığımız e-postamızı, ne şifremizi hatırlayamadık. Bu böyle 10 gün kadar sürdü ve 10 gün'ün sonunda jeton nihayet düştü de halledebildik.
Merak edip mail atanlar oldu teşekkür ederim iyiki varsınız, mutlu oldum çünkü.
Bu süre zarfında fotoğraf makinamı tamire bıraktık ve hala gelmedi. Yapılacak işler var yapılmadı ve bitecek işlerde bitmedi haliyle, çünkü biz sadece tatile odaklandık ve deliler gibi şafak sayıyoruz, gidip dönünce ikimizinde boyu uzayacak diye umuyorum :)

Üstteki peçeteliklerse sahibine çoktan ulaştı, son hali bu şekilde ve birara pasajda listelerim ama o ara hangi ara olur bilmiyorum çünkü, pasaja bişey eklemeye öyle üşeniyorumki taş taşımış gibi sıkılıyorum, bunalıyorum. Özellikle etiket ve kullanılan materyaller kısmını doldurmak işkence gibi geliyor...
Neyse bugün gezme günüm hadi ben kaçıyorum.
Sevgiyle..
Merak edip mail atanlar oldu teşekkür ederim iyiki varsınız, mutlu oldum çünkü.
Bu süre zarfında fotoğraf makinamı tamire bıraktık ve hala gelmedi. Yapılacak işler var yapılmadı ve bitecek işlerde bitmedi haliyle, çünkü biz sadece tatile odaklandık ve deliler gibi şafak sayıyoruz, gidip dönünce ikimizinde boyu uzayacak diye umuyorum :)

Üstteki peçeteliklerse sahibine çoktan ulaştı, son hali bu şekilde ve birara pasajda listelerim ama o ara hangi ara olur bilmiyorum çünkü, pasaja bişey eklemeye öyle üşeniyorumki taş taşımış gibi sıkılıyorum, bunalıyorum. Özellikle etiket ve kullanılan materyaller kısmını doldurmak işkence gibi geliyor...
Neyse bugün gezme günüm hadi ben kaçıyorum.
Sevgiyle..
28.5.10
Ametist Taşından Takılar...

Songünlerde bir taş furyasıdır gidiyor canım ailem de... Hani bilirsiniz şu sağlık ve burç için olan taşlar varya, işte onlardan edinmiş herkes ve akabinde bir sürü egzantirik olaylar da birbirini takip etmeye başlamıştı...
Ben de bir eminönü turunda bu egzantirasyonu yaşayacak adımı attım :) Bir dükkanda tezgahtaki taşlara göz gezdirirken Amestis'e gölüm kaydı...
Aldım yavruyu, ordan çıktım misina ipi, kolye aparatları, filan derken küpe yapmak aklıma geldi. Küpe için işlenmiş ametist taşı ve birkaç bişeyler aldım eve geldim nette kısa bir gezinti ile bu taşın benim burç taşım olduğunu ve bu taşların kullanılmadan evvel arındırlması gerektiğini okudum.
Suyun içinde ne güzel görünüyorlar değil mi?
İşte verdiğim linklerde de okuduğunuz gibi, böyle eneji taşları ya toprağa gömülürek yada su solu bir bardakta güneş ışığı altında yarım saat bekletilerek negatif enerjilerden arındırmak gerekirmiş.
Yalnız ben ilk gün, aceleyle yapıp arındırma işlemine pek kulak asmayıp taktım ve dışarı çıktım. Sanki içim sıkıldı taş boynuma ağır geldi, nasıl tabir edilir bilmiyorum :) patlayacak gibi etti beni. Korktum garip bişey değil mi?
Şimdi aksatmadan arındırma işini yapıyorum, heleki ilk alındığında mutlak arındırılmalıymış.
İnanıyorum ben böyle şeylere, boynumda yada kulağımda bunları taşımanın sakıncası olacağını da pek sanmıyorum..
Buarada aynı küpelerden bir çift daha yaptım almayı düşünen mail atabilir. İstenirse eğer üstteki kolyeden de yapabileceğimi unutmayın :) keyiflihobiler@gmail.com
Sağlıkla ve pozitif enerji ile kalın, öpüyorum hepinizi :)
25.5.10
Soft Bowl Çay Saati Etkinliği
Pazar günü Soft Bowl firmasının ürünlerini tanıtmak amacıyla düzenlediği çay saati etkinliğine davetliydim. Blogumda yemekle ilgili birşeyler yapmasam da böyle etkinlikleri takip ederim.
Hobi bloglarının makus talihi midir nedir bilmiyorum, bizde bu şekilde aktiveler pek olmuyor.
Mesela bir kurdele firması veya ip yada kumaş firması neden yeni ürünlerini tanıtmak amacıyla blogları kapsayan bu tür etkinlikler düzenlemezler diye düşünüyorum..
Zaman gelecek bizimde kıymetimiz bilinecek kızlar bakın buraya yazıyorum :)
Herneyse buluşma yerimiz Mia Caramella Cafe ve bu
yandaki masa orada bizim için özenle hazırlanmış.
Bu sol kısımdaki lezzetler de bu samimi Cafe'nin sahipleri Hayal hanım ve annesi tarafından Soft bowl kalıpları ve ürünleriyle bizim için pişirilmiş enfes lezzetler :)
Ben davete gelene kadar dünya şey yemiş olmanın pişmanlığını yaşayarak oturdum masaya, tadabildiğim lezzetlere bayıldım yalnızca şu en öndeki kekin tadına bakamadım :) en kısa zamanda tarifini deneyeceğim :)
Bu etkinlikten ne kazandık derseniz yeni yeni blogcular, yeni lezzetler :) bu lezzetleri pişirebileceğimiz yeni bir marka ve hakkında güzel bilgiler ve SOFT BOWL 'dan tanışma hediyesi çok güzel ve kesinlikle kullnılacak hediyeler.
Sonuçta Soft bowl 'un bu etkinliğine iyiki gitmişim diyorum...
Ayrıntılı bilgiler ve daha çok resim için Sevilim'in bloguna lütfen.
19.5.10
Ninna Nanna Marinare....
Merhaba,
hani bir şarkı var Pink Martini grubunun, "Ninna nanna marinare...." diye başlıyor sonra içinden dans etmek geliyor hani insanın, (yada benim her dinleyişimde içimden gelen şey bu oluyor şöyle eteklerim uçuşa uçuşa...)
İşte bugün bu şarkıyı dinlerken yaptım bu beyaz şekeri, sonrasında ise sahibine önerdim ve yapraklar iptal olarak çalışmayı kararlaştırdık...
Tabi ki yine peçete halkası olarak...
Sonra düşündümde çok sevdim ben bunu, bundan bir taç yapmayı planlıyorum.
Şöyle yanyana bir kaçtane çalışsam sonra hiç taç yakışmayan kafama taksam :P deli gibi dans etsemmm...
Yaparsam herhalde satarım, alan olur mu ki acep? diye de düşünerek :)
Neyse, geçen hafta hep sağlık problemleriyle debelendim. 20'lik gömülü bir dişim vardı, bir yıldır dişçi korkusuyla tedavi olmayı bekleyen. Perşembe günü bi deli cesaretiyle onu çıkarttırdım şuan orda dikişlerim var ve inşallah yarın alınacaklar.
Bakalım tam olarak içip bitirmediğim ilaçlarımın acısın nasıl ödeyeceğim aslında ilaçlarım bitti de gargara beni illet etti yarım şişeyi bitirdim ama diğer yarısını çöpe atıcam gibi görünüyor :)
Şimdilik bende raporlar bukadar kaçıyorum şimdi İşlerim var halledilmeyi bekleyen.
Sevgiyle kalın ve şu güzelim şarkıya benim için kulak kabartmayı da unutmayın olur mu?
Öpüyorum hepinizi...
11.5.10
Pembe Kırçiçekleri
SATILDILAR :)
Merhabalar tüm herkese, nasılsınız bakalım?
Ben süper ötesi enerji doluyum niye ki deseniz, tatil yerimiz belli oldu ollleeeey :D Ağustos'u iple çekiyorum..
Birazdan da dışarda ki güneşli İstanbul sokaklarını tepeleye tepeleye gezmeye çıkıyorum, güzel bir gün daha beni bekliyor daha ne ister ki insanoğlu eğer sağlığı da yerindeyse...
Evdekileeer siz de bi güzellik yapın kendinize ve sizi eve bağlayan o miskinlikten kurtulun en sevdiğiniz cicinizi giyin ve siz de çıkın dışarıya olur mu?
Üstteki kırçiçekleri içinde elimde yalnızca 12 adet olduğunu söylemeliyim, sahip olmak için lütfen keyifli butiğime zıplayınız.
Öpüyorum hepinizi. Mutlu, huzurlu bir hafta dilerim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















